Tatar Cam
Şanlıurfa
15 Ocak, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    41.61
  • EURO
    48.95
  • ALTIN
    5167.0
  • BIST
    11.012
  • BTC
    114619.61$

Ekranla Sağlıklı İlişki

24 Kasım 2025, Pazartesi 00:48

Günümüz eğitim dünyasında artık tartışmasız bir gerçek var. Öğrencilerin ekranla ilişkisi akademik başarılarının ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Akıllı telefonlardan tabletlere bilgisayarlardan televizyonlara kadar uzanan geniş bir dijital ekosistem çocukların ve gençlerin günlük yaşamını kuşatmış durumda. Ancak bu hızlı değişimin arka planında çok önemli bir soru yatıyor. Ekranla geçirilen süre öğrencilerin akademik performansını nasıl etkiliyor? Bu soru sadece eğitimcilerin değil ebeveynlerin ve psikologların da ortak gündemi haline gelmiş durumda.

Birçok araştırma ekran maruz kalan çocukların hem olumlu hem de olumsuz yönleri olduğunu ortaya koyuyor. Fakat ne yazık ki uygulamada sıkça karşılaştığımız tablo dengenin çoğu zaman olumsuzdan yana kaydığı yönünde. Özellikle kontrolsüz amaçsız ve aşırı ekran kullanımı öğrencilerin akademik başarılarında belirgin düşüşlere yol açabiliyor.

Öncelikle ekranların sunduğu hızlı geçişli görüntüler ve sürekli değişen uyaranlar öğrencilerin dikkat süreleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bir derste 40 dakika boyunca aynı konuya odaklanması beklenen bir çocuğun saniyeler içinde yenilenen sosyal medya akışına alışmış olması dikkat sağlayabilmesini zorlaştırıyor. Bu durum ders çalışırken sık sık bölünmelere zihnin dağılmasına ve bilgiyi uzun süre akılda tutamama gibi sorunlara yol açıyor. Dikkatin parçalanması öğrenme verimini düşüren en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Bir diğer önemli etki ise uyku düzeniyle ilgili. Ekrana bakarak geçirilen saatler özellikle akşam saatlerine sarkıyorsa mavi ışığın uyku hormonlarını baskılaması sonucu öğrencilerin uykuya dalma süresi uzuyor. Ertesi gün uykusuzlukla başlayan okul maratonu ise hem zihinsel hem duygusal yorgunluğa neden oluyor. Uykusuz bir öğrencinin matematikte problem çözmesini dersi dikkatli dinlemesini ezber yapmasını veya yaratıcı düşünmesini beklemek elbette gerçekçi değil. Dolayısıyla ekran kullanım alışkanlıkları öğrencinin bilişsel performansına doğrudan etki eden bir faktöre dönüşüyor.

Ekranın zaman yönetimi üzerindeki etkisi de göz ardı edilemez. Birçok öğrenci için “Sadece 10 dakika bakacağım” diye açılan bir video fark edilmeden 1 saatlik bir zaman dilimine dönüşebiliyor. Bu durum ders çalışma programlarını aksatıyor ve öğrencilerin çalışma disiplinini zedeliyor. Özellikle ergenlik döneminde öz denetimin tam gelişmediği düşünülürse ekranların zaman çalan yönü daha da belirgin hâle geliyor.

Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen teknoloji ve ekran kullanımının tamamen kötü olduğunu söylemek de haksızlık olur. Çünkü bilinçli ve amaca uygun ekran kullanımı akademik süreci ciddi ölçüde destekleyebiliyor. Çevrim içi eğitim platformlara erişilebilir bilgi kaynakları etkileşimli öğrenme araçları görsel-işitsel materyaller öğrencilerin öğrenme deneyimini zenginleştiriyor. Özellikle farklı öğrenme stillerine sahip öğrenciler için dijital içerikler büyük bir avantaj sağlıyor. Görsel öğrenen bir öğrenci için bir matematik konusunun videoyla anlatılması veya bir tarihi olayın animasyonla gösterilmesi ezberden çok anlamaya dayalı ve kalıcı bir öğrenme sağlıyor.

Bugünün öğrencileri için dijital okuryazarlık da artık vazgeçilmez bir beceri. Ekran kullanımının doğru yönlendirilmesi öğrencilerin araştırma yapma analiz etme içerik üretme gibi akademik becerilerini geliştirebiliyor. Fakat anahtar nokta burada saklı “Doğru yönlendirilmesi.”
Yani teknolojinin eğitimde bir avantaja dönüşebilmesi için öğrencilerin bilinçli kullanım alışkanlıkları kazanması şart.

Sonuç olarak ekrana maruz kalan öğrenciler ile akademik başarı arasındaki ilişki siyah-beyaz değil gri alanlarla dolu bir denge meselesi. Ekranı tamamen hayatın dışına itmek mümkün değil belki de gerekli de değil. Ancak ekran süresinin niteliği amacı ve kontrolü sağlanmadığı sürece öğrencilerin akademik ve zihinsel gelişimi olumsuz etkilenmeye devam edecektir.

Ebeveynlere öğretmenlere ve hatta öğrencilere düşen görev açık Teknoloji bir tehdit olarak görmek değil, doğru kullanıldığında güçlü bir eğitim aracına dönüştürecek farkındalığı oluşturabilmektir.

 

Dijital çağda başarı ekrandan uzaklaşmakla değil ekranla sağlıklı bir ilişki kurmakla mümkün olacak.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.