Trafikte Kaybettiğimiz Sadece Sabır Değil, İnsanlığımız
14 Temmuz 2026, Salı 20:57Her geçen gün trafikte biraz daha tahammülsüz, biraz daha öfkeli ve biraz daha bencil hale geliyoruz. Eskiden yol vermek nezaketti, bugün ise adeta zayıflık olarak görülüyor. Bir korna sesiyle başlayan tartışmalar yumruklaşmaya, hatta silahlı kavgalara kadar uzanıyor. Peki, gerçekten bu kadar öfkeli olmamızın sebebi nedir?
Sorun sadece yoğun trafik değil. Sorun, toplum olarak birbirimize olan saygımızı kaybetmeye başlamamızdır. Direksiyon başına geçtiğimiz anda sanki bütün kurallar bizim için ortadan kalkıyor. Kırmızı ışıkta geçmek, emniyet şeridini işgal etmek, sinyal vermeden şerit değiştirmek ve yayaların hakkını gasp etmek sıradan davranışlar haline geliyor.
Kimse kendine dönüp bakmıyor. Herkes karşısındakini suçluyor. Oysa trafikte yaşanan her kural ihlalinin, her saygısızlığın ve her öfke patlamasının arkasında bizler varız. Çünkü trafik, toplumun en net fotoğrafıdır.
Bir dakika erken varmak uğruna insanların hayatını tehlikeye atmaya değer mi? Bir yol verme tartışması yüzünden bir ailenin ocağını söndürmeye değer mi? Öfkeyle verilen kararların sonunda pişmanlık var, gözyaşı var, ceza var; ama geri getirilemeyen canlar da var.
Elbette denetimler artırılmalı, cezalar caydırıcı olmalı. Ancak asıl ihtiyaç duyduğumuz şey vicdandır. Trafik kurallarına sadece ceza korkusuyla değil, insan hayatına duyulan saygıyla uymayı öğrenmeliyiz.
Unutmayalım ki direksiyonun başındaki karakterimiz, gerçek karakterimizdir. Trafikte gösterdiğimiz saygı da, sabır da, öfke de aslında nasıl bir toplum olduğumuzu ortaya koyuyor.
Bugün trafikte birbirimize biraz daha anlayış gösterirsek, yarın çocuklarımıza daha güvenli ve daha huzurlu bir ülke bırakabiliriz. Aksi halde direksiyon başındaki öfke, sadece yolları değil, geleceğimizi de tüketmeye devam edecektir.
Erkan Sezgin
Gazeteci Yazar
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.