YAŞAMAK UMRUMDADIR
09 Haziran 2026, Salı 14:04Zihin yorulduğunda, dünyanın bütün o sağır edici gürültüsü insanın göğüs kafesine amansızca çöktüğünde, hiçliğin o beyaz ve serin koynu nasıl da davetkâr görünür göze... İnsan, kendi kimsesizliğinin o dondurucu ayazında titrerken, ölmeyi bir kurtuluş, afili bir veda, usulca çekilip gidilen sessiz bir uyku sanır. O yaldızlı zehir, aklın o yorgun avlusunda sinsi sinsi dolaşır durur.
Fakat o uçurumun kıyısında saatlerce oturup aşağıya bakanların, o karanlık suyu arzulayanların unuttuğu çok ağır, çok çıplak bir hakikat vardır. Ölmek, o fiyakalı mısralarda yazıldığı ya da hüzünlü filmlerde gösterildiği gibi zarif bir eylem değildir; insanın fıtratına, yaradılışın o ilkel direncine yapılmış en kaba ihanettir. Sen zihnindeki yangını söndürmek için ölümü çağırdığında, o geri dönüşü olmayan saniyenin içinde bedenin bütün hücreleriyle hayata tutunmak için vahşi bir savaşa başlar. Nefes borun havayı arar, kalbin o son atımı yapabilmek için göğsünü parçalar; o an anlarsın ki ölmek bir huzur değil, etin ve kemiğin yaşamak için kopardığı o en korkunç, en sağır edici feryattır. Lakin artık çok geçtir.
O ipin ucu, o hapların dibi veya namlunun o buz gibi metali sana sükût vadetmez; sadece kendini kırıp dökmeni ve o devasa enkazı sevdiklerinin omuzlarına bir ömürlük enfeksiyon gibi bırakmanı sağlar. İşte İsmet Özel'in "Yaşamak Umrumdadır" deyişi tam da bu yüzdendir. Kalemi eline alan, o evcil acılarıyla masaya oturan şair, ölmenin bu bayağı ve çirkin yüzünü bildiği için harflere sığınır. Biz şiirleri ölüme koşmak için değil, intiharı bir gün daha, bir mısra daha ertelemek ve o çorak topraklarda dilsiz kalmamak için yazarız.
Bırak, gökyüzü omuzlarını çürütsün; o muazzam yakınlıklar, o keskin yalnızlıklar göğsünde cam kırıkları gibi batsın. Dağınık kalsın yatağın, masada çayın soğusun, yaranı kendi kanınla sarmaya çalışıp becereme ama yine de bu masada kal. Çünkü insanın asıl haysiyeti o uçurumdan atlamasında değil; o uçurumun kenarında oturup, bütün o dondurucu ayaza rağmen titreyerek güneşi beklemesindedir. Yaşamak denen bu ağır işçiliği bırakıp kaçma; kal ve yaşamaya devam et.
MEHMET ÖZTÜRK
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.