Tatar Cam
Şanlıurfa
05 Haziran, 2026, Cuma
  • DOLAR
    44.55
  • EURO
    52.16
  • ALTIN
    6916.6
  • BIST
    12.922
  • BTC
    71727.839$

Bugün cuma...

05 Haziran 2026, Cuma 13:46

Her zamanki gibi elime gazeteyi aldım. Sayfaları şöyle bir karıştırırken, sadece haberleri değil, sanki ülkemin son yıllardaki hâlini de okuyordum. İlk defa bu kadar derin bir umutsuzluk ve garip bir hüzün hissettim.

Eskiden insanlar "sağcı", "solcu" diye ayrılırdı. Bugün ise ortada sağ ya da sol meselesinden çok daha büyük bir sorun var. Ülkemde bir yıkım, bir tahribat ve her geçen gün artan bir kan kaybı görüyorum. Değerlerimiz aşınıyor, insanlar birbirine olan güvenini kaybediyor, umutlar tükeniyor.

"Bu ülke bu hâle nasıl geldi?" diye düşünürken, gözüme düşen bir haber dikkatimi çekti. Siyasi hesaplarla alınan kararlar, halkın iradesinin tartışıldığı süreçler ve yıllardır ülkeyi yöneten ya da yönetmeye talip olanların birbirlerini suçlamaları... Bugün yaşadığımız tabloya katkısı olan herkesin, milletin vicdanında bir hesabı olduğunu düşünüyorum.

Sayfayı çevirdim. Bu kez gündem diploma tartışmalarıydı. Bir an için, "Galiba bu ülkede herkes birbirinin diplomasını sorguluyor." diye geçirdim içimden. Oysa asıl sorulması gereken soru belki de şudur: Bu diplomalar kimler tarafından, hangi şartlarda ve hangi liyakat anlayışıyla verildi?

Çünkü bugün yaşadığımız sorunların temelinde liyakatin yerini sadakatin alması yatmıyor mu? Birileri ekonomik reçeteler sunduğunu söylüyor, ama vatandaş her geçen gün daha da yoksullaşıyor. Birileri halk adına konuştuğunu iddia ediyor, ama çoğu zaman kendi siyasi geleceğini düşünüyor. İktidarıyla muhalefetiyle herkes kendi hesabının peşindeymiş gibi görünüyor.

Peki ya halk?

Geçim sıkıntısıyla mücadele eden, iş bulamayan, geleceğe dair umutlarını kaybeden milyonlarca insanın sesini gerçekten kim duyuyor? Bu milletin açlığa, yoksulluğa, işsizliğe ve adaletsizlik hissine ne kadar daha dayanabileceğini bilmiyorum.

Bugün bir kenara not etmek istediğim asıl mesele ise şudur:

Anayasadan seçim sistemine, ittifaklardan siyasi hesaplara kadar yaşanan tüm gelişmeleri izlerken, ülkenin geleceğine dair ciddi kaygılar taşıyorum. Devleti yönetenlerin de, muhalefet edenlerin de tarih önünde büyük bir sorumluluğu olduğuna inanıyorum.

Ben bu ülkenin sıradan bir vatandaşı olarak, iktidarıyla muhalefetiyle bütün siyasi yapıların millet için değil de kendi çıkarları için hareket ettiği görüntüsünün giderek güçlenmesini büyük bir üzüntüyle izliyorum.

Bazen kendi kendime düşünüyorum; sanki koca bir sarayın içinde, kapalı kapılar ardında ülkenin geleceği konuşuluyor ve millet sadece olup biteni uzaktan seyrediyor.

Kısacası, fragmanı çoktan gördük. Dileğim odur ki filmin sonu, korktuğumuz gibi olmasın ve bu millet yeniden birlik, adalet ve liyakat etrafında ayağa kalksın.

Sevgi ile kalın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.