Tatar Cam
Şanlıurfa
31 Mayıs, 2026, Pazar
  • DOLAR
    44.55
  • EURO
    52.16
  • ALTIN
    6916.6
  • BIST
    12.922
  • BTC
    71727.839$

Sessiz Yüzleriyle Siverek

06 Mayıs 2026, Çarşamba 21:11

Şimdilerde dilime dolaşmış bir şarkı var. Ne zaman dinlesem ya da mırıldansam beni memleketimin sokaklarına götürür. Kendi iç dünyam kadar değerli, kadim ve eşsiz bir şehir. Kimileri için dert yığını olsa bile aslında tarihi ve kültürel bir dokusu var memleketimin. Bir ucu Fırat nehrine diğer bir ucu Karacadağ’ın eteklerine uzanır. Kendine has yemek, giyim kuşam, sokak yapısı, doğal güzelliği olan bir şehir. Adı Siverek. Resmiyete göre Şanlıurfa’ya bağlı ama yıllarca il olma mücadelesi içinde geçmiş bir kent. İnsanları mert, havası sert bir şehirdir.

Bazen bir şehri anlatan şey, yüksek sesle söylenen cümleler değildir. Tekrarlana tekrarlana yer eden kelimeler, zamanla bir hissin önüne geçebilir. Aynı manzaraya hep aynı açıdan bakıldığında, geride kalan ayrıntılar görünmez olur. Oysa her şehir, anlatılandan ibaret değildir; bazı yüzleri sessizdir, bazı güzellikleri ise ancak dikkatle bakıldığında fark edilir.

Siverek de böyle bir yer. Günlük telaşın içinde kaybolan ama hâlâ diri duran bir tarafı var. Akrabalık bağlarının kolay kolay kopmadığı, insanların birbirini ismen tanıdığı bir şehir. Akşamları bir evin kapısı çalınır, içeride çay vardır. Sıra geceleri yapılır, sesler yükselir ama kimse kimseyi bastırmaz.

Bu topraklar yalnızca geçmişle anılan bir yer de değildir. Aynı zamanda geleceğe dair sessiz emeklerin verildiği bir şehir burası. Bir salonda, birkaç öğrencinin ekran başında kurduğu hayaller, ülke çapında yankı bulabiliyor. Yazılımla uğraşan gençlerin aldığı dereceler, çoğu zaman büyük gürültüler koparmadan, kendi yolunu buluyor.

 

Aynı şekilde kelimelerle düşünen, yazdıklarıyla bu şehrin hafızasını diri tutan insanlar da var. Yaşanmışlıkları, sokakları, insan hikâyelerini satır satır kayda geçiren yazarlar… Onların metinlerinde Siverek yalnızca bir mekân değil, yaşayan bir karakter gibi durur. Bu şehir, kendi içinden çıkan sözü yine kendi kültürüne armağan eder.

Sözü olan gelir, sazı olan uğrar. Daha kısa süre önce Şükrü Erbaş ve Mehmet Atlı bu şehirdeydi. Yakında Yılmaz Odabaşı ve Ali Doğan Gönültaş’ın adımları düşecek bu sokaklara. Bir de bu kentin içinden çıkmış bir yönetmenin kamerası var; bildiği hikâyeleri, tanıdığı insanları beyaz perdeye taşıyor.

Kent dediğimiz şey biraz da budur. Aynı anda hem eksik hem tamam olabilmek. Hem yorucu hem de vazgeçilmez olmak. Elbette aksayan yanlar vardır, hayat pürüzsüz akmaz. Ama bir şehri yalnızca pürüzlerinden ibaret sanmak, onun ruhunu ıskalamaktır. Siverek’i anlatırken mesele, neyi söylediğimizden çok, neyi görmezden geldiğimizdir. Çünkü bu şehir, yalnızca anlatılan kadar değildir; anlatılmayı bekleyen başka yüzleri de vardır.

Yorumlar

  • yorum avatar
    isimsiz bir vatandaş
    06-05-2026 22:42

    üstadım kalemine sağlık, çok güzel bir konuya değinmişsin. şehrimizle ilgili bazı medya sayfaları sürekli olarak olumsuz konulara değiniyor. bu sorunlar evet var ama sürekli gündeme taşınması insanları artık karamsarlığa sürüklüyor.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.