Tatar Cam
Şanlıurfa
18 Nisan, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    44.55
  • EURO
    52.16
  • ALTIN
    6916.6
  • BIST
    12.922
  • BTC
    71727.839$

ÖZE İŞLENEN MÜHRÜ BİLEMEK

13 Mart 2026, Cuma 16:59

Şiir, sonradan giyilebilen ipek bir gömlek midir, yoksa doğuştan insanın göğsüne kazınmış sızılı bir mühür mü?

Asırlardır edebiyatın dehlizlerinde yankılanan bu soru, aslında insanın kendi hakikatiyle yüzleşme serüvenidir. Eşyaya, kâinata ve insana bakarken herkesin gördüğünün ötesindeki o ince sızıyı hissetmek, sonradan öğrenilecek bir zanaat değildir. Bir yaprağın dalından kopuşundaki o sessiz vedayı duymak, yağan yağmurda toprağın anlattığı asırlık masalları işitmek, insanın ta özüne atılmış ilahi bir düğümdür. Şair, dünyaya bu düğümle, göğsündeki bu ağır mühürle gelir. İçindeki ateş, ona hiçbir mektepte öğretilmemiş bir hüznün eseridir.

Ancak her yangın etrafını aydınlatmaz; bazısı sadece düştüğü yeri kül eder. İşte kalemin asil cehdi, tam da bu külün içinde başlar. Özündeki o silinmez mühür, şaire ne hissedeceğini fısıldar; fakat o hissi bir heykeltıraş sabrıyla yontmak, mermerin içindeki asıl silüeti bulup çıkarmak kalemin işçiliğidir. Yazmak, sızıyı kâğıda damlatırken o damlayı bir pırlanta gibi sabırla işleme sanatıdır. İlhamın o vahşi rüzgârı göğse çarptığında, kelimeleri ehlileştirmek ve doğru heceyi bulana dek uykusuz gecelerin koynunda nöbet tutmak gerekir. Kalem, kâğıdın örsünde dövülmeden keskinleşmez. Yazdıkça, karaladıkça, harflerin kanayan ruhuna dokundukça o ham demir, hakikati ortadan ikiye yaran keskin bir kılıca dönüşür.

Mühürsüz bir kalem, ne kadar yontulursa yontulsun sadece süslü bir kelime yığını üretir. Ruhu olmayan, ahenge hapsolmuş buz gibi metinler doğurur. Buna karşılık, kalemi bilemeyen bir mühür sahibi de içindeki o koca deryayı çorak topraklarda dilsiz bırakarak ziyan eder. Şiir, bu iki gücün muazzam ve sancılı evliliğidir. Göğüsteki mühür derttir; bilenen kalem ise o derdin asırlara okunan onurlu feryadı.

Hâsılıkelam; şiir, insanın ta özüne işlenmiş silinmez bir mühürdür. Lakin bu mühür, ancak acıyla, sabırla ve tecrübeyle bilendikçe ustalaşan bir kalemin ucunda o ihtişamlı hakikatine kavuşur. Tohum toprağın altındadır, evet; ama onu koca bir çınara dönüştüren, kalemin gökyüzüne doğru uzanan o bitmek bilmeyen sabrıdır.

Mehmet Öztürk

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.