KENDİNE HAPSOLMAK: Benliğin Mânâya İhaneti
07 Şubat 2026, Cumartesi 13:54Dünyanın en dar, en kasvetli ve en havasız odası neresidir bilir misiniz? İnsanın sadece kendini sığdırdığı, penceresini yalnızca kendi menfaatine açtığı o "benlik" zindanıdır. İnsan, "ben" dediği an, koca kâinatı o küçücük kelimenin içine hapsetmeye kalkar da ruhunun nasıl bir darlığa düştüğünü fark etmez. Çünkü bencillik, insanın kendi gölgesine basarak güneşe yürüme çabasıdır; beyhude, yorucu ve karanlık...
Bizim hamurumuz, bu toprakların kadim mayasıyla yoğrulmuştur. Anadolu irfanı bize asırlarca şunu fısıldadı: "Sofranda bir başkası yoksa yediğin lokmanın da tadı yoktur." Buğday ambarlarda çürümek için değil, değirmende öğütülüp aç bir kursağa derman olmak için baş verir. Ağaç meyvesini kendi yemez, nehir de suyunu kendi içemez. Kâinattaki her zerre varlığını bir başkasına sunarak manasını bulurken insanın her şeyi kendine yontması, yaratılışın o muazzam ahengine bir ihanet değil midir?
Bencillik, manevi bir kuraklıktır. İnsan her şeye "benim olsun" dedikçe ruhundaki o bereket pınarlarını kurutur. Çünkü mana, paylaşarak çoğalan bir sırdır. Bir derdi dinlemek, bir yaraya merhem olmak, bir ekmeği ikiye bölmek; insanın kendi sınırlarından taşıp "biz" deryasına karışmasıdır. Kendinden dışarı çıkamayanlar, o kapının ardındaki asıl hazineyi asla bulamazlar. Sadece kendine yaşayan, aslında yavaş yavaş kendi içinde mahvolmaya mahkûmdur.
Gönül dediğimiz o latif saray, misafirsiz yapamaz. Oraya bir dostun kederi, bir garibin duası, bir yoldaşın tebessümü girmedikçe o saray viraneden farksızdır.
Bencil insan kalbini bir kasa gibi kilitli tutar; içindeki sevgiyi, merhameti, şefkati saklar. Oysa saklanan sevgi bayatlar, paylaşılan sevgi tazelenir. İnsan kendinden verdikçe eksilmez; aksine verdikçe tamamlanır, verdikçe insan olur.
İnsanın gerçek vatanı, bir başkasının gönlünde kurduğu o sarsılmaz tahttır. Bu dünyada toplamaya değil, dağıtmaya memur olduğumuzu anladığımız gün kalbin darlığı geçer, yerini geniş bir huzur alır. Zira sadece kendi yükünü taşımayı düşünenler yorulur; başkasının yüküne omuz vermeyi tercih edenler ise aslında kendi yüküne omuz olurlar. Nurullah Genç hocanın da belirttiği gibi "Yardım etmek üzere uzandığınız her el kendi elinizdir"
Nihayetinde ömür dediğimiz bu yolculuğun sonunda elimizde kalan, kendimize sakladıklarımız değil, başkasına ikram ettiklerimiz olacaktır.
Mehmet Öztürk ( Asabe )
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Mimdalkaf
07-02-2026 23:12Bunun çözümü benliğin doğru kullanımı olabilir mi? Bütünüyle benlik kötü müdür.
Tamer
07-02-2026 17:13Yüce Yaradan bile ben değilde "Biz" der hep Ayetlerinde...