Tatar Cam
Şanlıurfa
01 Mart, 2026, Pazar
  • DOLAR
    41.61
  • EURO
    48.95
  • ALTIN
    5167.0
  • BIST
    11.012
  • BTC
    114619.61$

KELİME MEZARLIĞI: Modern Bir Gürültü Rehberi

30 Ocak 2026, Cuma 20:52

Şimdilerde herkes, içinde hiçbir şey olmayan devasa cümleler kuruyor. Sözün haysiyeti, pazar yerindeki bir bağırışın ucuzluğuna kurban ediliyor. Kelimeler artık insanla insan arasında kurulan birer köprü değil, aramıza örülen o aşılmaz duvarların harcı olmuş durumda. Madem bu kadar çok biliyoruz, madem her şeyi anlatacak süslü bir sıfatımız var cebimizde; neden kalplerimiz hâlâ bu kadar dilsiz? Neden bu kadar gürültünün ortasında, birbirimizi duymaktan bu denli aciziz?

Kelimeleri harcıyoruz. Öyle cömertçe, öyle hesapsızca değil; bir mirasçının eline geçen hazineyi çürütmesi gibi, müsrifçe ve hoyratça harcıyoruz. Sokaklar, ekranlar, masalar... Her yer, içi boşaltılmış, manası çalınmış, ruhu çekilmiş kelime cesetleriyle dolu. Birbirimize "nasılsın" diye sorarken bile, alacağımız cevabın yükünü taşımaya mecalimiz yok. Sesler birbirine çarpıyor, havada asılı kalıyor ama hiçbiri bir gönül kapısını aralamaya yetmiyor. Birbirimize sesleniyoruz ama birbirimizi duymuyoruz. Çünkü gürültü, sadece kulakları değil, vicdanları da sağır etti.
Eskiden sükût, bir ikrardı; bir edep, bir ağırlık, bir anlaşma biçimiydi. İnsan sustuğu yerden tanınır, sustuğu yerden sevilirdi. Şimdi ise susmak, bir yenilgi, bir beceriksizlik, hatta bir suç sayılıyor. O geveze kalabalığın arasında bir an olsun durup nefes almak isteyenler, "dünyadan kopmuş" addediliyor. Hâlbuki asıl kopuş, o manasız uğultunun tam ortasındadır. Asıl yalnızlık, binlerce kelime sarf edip de kendini bir hece kadar bile anlatamamanın o derin kederidir. Ferhat dağları delerken bağırmıyordu; Mecnun çöllere düştüğünde nutuk atmıyordu. Büyük acılar, büyük sevdalar ve büyük hakikatler daima sessizdir. Gürültü, sadece sığ suların işidir.
Bizler, vitrinlere dizilmiş parlak cümlelerin müşterisiyiz artık. Hakikatin o tozlu, o ağır, o zahmetli sessizliğine talip değiliz. Sevmelerin, hüzünlerin ve vedaların bile "gürültülü" olanı makbul sayılıyor. Oysa bir yaranın kabuk bağlaması ses çıkarmaz. Bir çiçeğin boynunu bükmesi gürültü yapmaz. Ve insan, en çok canı yandığı yerde susar.

Belki de artık o kalabalık pazarı terk etme vaktidir. Kelimelerin haysiyetini korumak için, onları ulu orta saçmaktan vazgeçme vaktidir. Bizim sükûtumuz, kelimeleri yetiremediğimizden ya da söyleyecek sözümüz olmadığından değil; manayı incitmekten korktuğumuzdandır. Zira bu çağın gürültüsünde, en büyük çığlıkları, dudaklarını birbirine mühürleyenler atar.

Çünkü bazen susmak, kelimelerin mezarlığında bir dua gibi durmaktır.

Asabe

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.