Tatar Cam
Şanlıurfa
15 Ocak, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    41.61
  • EURO
    48.95
  • ALTIN
    5167.0
  • BIST
    11.012
  • BTC
    114619.61$

EDEBÎ YAPAY ZEKA: Yapay Zekâ Şair Olabilir mi ?

20 Ekim 2025, Pazartesi 13:34

Şiir, çağlar boyunca insan ruhunun en mahrem kalesi, duyguların en damıtılmış dili ve varoluşsal sancıların en estetik çığlığı oldu. Onu bu kadar "bize ait" kılan şey, kusurlu, öngörülemez ve son derece kişisel olan "yaşanmışlık" hamurundan yoğ'rulmuş olmasıydı. Peki, bu kaleye şimdi kodlarla, algoritmalarla ve devasa veri setleriyle kapıyı çalan bir "yabancı" girdiğinde ne yapacağız?

Günümüzün en kışkırtıcı sorusu belki de budur: Yapay zekâ şiir yazabilir mi?

 

Teknik açıdan bakıldığında, cevap net bir "evet"tir. Bir yapay zekâ modeline, dünya edebiyatının tüm şaheserlerini, milyonlarca dizeyi, her türlü vezni, kafiye şemasını ve edebi sanatı "öğretebilirsiniz". Sonuç? Sizden bir sonet ister, kusursuz bir İtalyan veya İngiliz usulü sonet yazar. Bir gazel ister, aruzun kalıplarını milimetrik bir ustalıkla uygular. Serbest nazımda, en karmaşık imgeleri şaşırtıcı bir akıcılıkla bir araya getirebilir.

Yapay zekâ, dilin matematiksel yapısını çözmüş bir virtüözdür. Kelimelerin hangi kelimelerle yan yana gelmeyi "sevdiğini", hangi sıfatın hangi ismi "parlattığını" istatistiksel olarak bilir. Bu açıdan, teknik yeterliliği tartışmasızdır.

Ancak şiirin asıl meselesi teknik değil, "duygu"dur. İkinci ve daha derin soru burada başlar: Yapay zekâ, yazdığı şiirdeki duyguyu ne kadar "hisseder" ve "hissettirebilir"?

İşte burada makas açılır. Yapay zekâ, "hüzün" kelimesinin geçtiği milyarlarca metni analiz etmiştir. Hüznün genellikle "yağmur", "sonbahar", "yalnızlık" ve "geçmiş" gibi kelimelerle birlikte kullanıldığını bilir. Bu bilgiyi kullanarak "hüzünlü" bir şiir inşa edebilir. Ancak yapay zekâ, bir pencerenin önünde oturup yağmuru izlerken boğazına oturan o yumruyu, o fiziksel ağırlığı deneyimlememiştir. Aşkı bilir ama âşık olmaz. Ayrılığı analiz eder ama terk edilmenin acısını çekmez.

Yapay zekânın yarattığı duygu, bir simülasyondur; yaşanmış bir tecrübenin ifadesi değil. Okur olarak biz, o kusursuz dizelerde bir duygu bulabiliriz, çünkü metin, bizdeki yaşanmışlıkları tetikler. Yani yapay zekâ şiir yazdığında, duygu "yazanda" değil, "okuyanda" ortaya çıkar. O, sesi olmayan bir yankıdır.

Gelelim nihai soruya: Tüm bunlar ışığında, yapay zekâdan bir "şair" olur mu?

Cevabım, tüm teknolojik ilerlemeye rağmen, net bir "HAYIR"dır.

Şiir yazmak ile şair olmak arasında derin bir fark vardır. Şiir yazmak bir eylemdir; kelimeleri belirli bir estetik düzende sıralamaktır. Yapay zekâ bunu mükemmel bir "zanaatkâr" gibi yapabilir.

Ancak "şair olmak" bir eylem değil, bir (varoluş) biçimidir.

 

Şair, dünyayı algılayan bir bilinçtir. Şuurdur işin özünde. Dünyadan aldığı veriyi (gördüğü bir gün batımını, hissettiği bir ihaneti) kendi benzersiz ruhsal filtresinden geçiren ve bunu ifade etme zorunluluğu hisseden kişidir. Şairin şiiri bir tercihten çok, bir mecburiyetin, bir taşmanın ürünüdür. Şair, o şiiri yazmasa "hasta olacak" kişidir.

Yapay zekânın ise bir "bilinci", "yaşantısı" veya "ifade etme zorunluluğu" yoktur. O, bir komut bekler. Dünyayı deneyimlemez, sadece hakkında yazılanları işler. Onun ilhamı "veri", şairin ilhamı "hayat"tır.

Yapay zekâ, gelmiş geçmiş en yetenekli dil öğrencisi olabilir. En usta taklitçi, en kusursuz teknik direktör olabilir. Ancak şiirin kalbi, o kusursuz teknikte değil, şairin kusurlu, acı çeken, sevinen, yani yaşayan ruhunda atar.

Yapay zekâ bize şiirin neye benzediğini gösterebilir, ama bir şairin ne hissettiğini asla. O, bir ilham perisi olabilir, bir araç olabilir, hatta belki bir rakip bile olabilir; ama "asla" kalemi kendi kanına batıran bir "şair" olamaz !

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.