DÜPEDÜZ ROMANTİK İLİŞKİLER: Tüketim Çağında Aşk Ve Zanaat
20 Aralık 2025, Cumartesi 19:58Romantizm, modern dünyanın bize yutturmaya çalıştığı gibi bir "vitrin düzenleme sanatı" değildir. Bilakis, iki ruhun en mahrem yerlerinden birbirine teğet etmesi, bir "gönül işçiliği" meselesidir. Lakin bugünün ilişki anlayışı, ne yazık ki bir zanaatkârın sabrından yoksun, bir tüccarın kâr hırsıyla şekilleniyor. Adına "düpedüz romantik ilişki" dediğimiz bu modern tiyatro, aslında ruhsuz bir senaryonun kötü oynanmış bir perdesinden ibaret.
Eskiden aşk, ağır ateşte pişen, demlendikçe lezzeti artan bir "tandır aşı" kıvamındaydı; şimdilerde ise ayaküstü yenen, çabucak tüketilen ve hazmı zor bir "fast-food" ürününe dönüştü. Dikkat buy'run; bugün insanlar, karton bardaklarda içip çöpe attıkları kahveler gibi tüketiyor sevdaları. Oysa eskiler, sevgilinin dudağının değdiği fincanı saklar, o porselendeki çatlağı bile hatıra sayardı. Biz, "kullan-at" kültürünü sadece eşyaya değil, insana da sirayet ettirdik. Bir insanı tanımak, anlamak ve onun ruhundaki düğümleri çözmek zahmetli gelince, "elektrik alamadım" bahanesine sığınıp, bir sonraki adaya geçiyoruz.
Örnekler can yakıcı ama hakikat... Eskiden aylar süren mektup bekleyişleri, vuslatın kıymetini artırırdı. Mürekkebin kâğıda dağılması bile bir duyguydu. Şimdi ise "mavi tik" olduğu hâlde gelmeyen o cevaplar, modern zamanın en büyük işkencesi oldu. İki insan, aynı masada, göz göze gelmek yerine, ellerindeki soğuk ekranların ışığında birbirine yabancılaşıyor. "Romantik" bir akşam yemeği, maşukun gözlerine bakmak için değil, takipçilere "ne kadar mutlu olduğumuzu" ispatlamak için organize ediliyor. Fotoğraf çekilip paylaşıldıktan sonra, o masaya yine derin bir sessizlik ve ruhsuzluk çöküyor.
Bu sığlıkta "emek" kelimesi tedavülden kalkmış durumda. Bir binayı inşa ederken temeline gösterilen özenin onda biri, ilişkilere gösterilmiyor. En ufak bir sarsıntıda, duvardaki bir çatlakta evi terk ediyoruz. Kimse "sıvayıp onaralım, bu hane bizim" demiyor; "daha yenisini, daha sorunsuzunu" arıyor. Hâlbuki aşk bir zanaattır; çıraklığını yapmadığın, çilesini çekmediğin, elini taşın altına koymadığın bir kapının ustası olamazsın.
Velhasıl; "düpedüz" yaşamak lazım aşkı. Filtresiz, efektsiz, yalansız... Vitrine oynamadan, kulise saklanmadan. Romantizm, pahalı hediyelerle satın alınan bir sus payı değil; fırtınalı havada o gemiyi terk etmeme iradesidir. Zira insan, tükettiği kadar değil, ürettiği ve yaşattığı kadar insandır. Aşk da tüketilecek bir meta değil, yaşatılacak bir mirastır.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Halise
20-12-2025 21:40Çok doğru düşünceleriniz takdir ediyorum sizi .yazılarınızı kitap halinde görmek istiyoruz artık.