Tatar Cam
Şanlıurfa
18 Nisan, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    44.55
  • EURO
    52.16
  • ALTIN
    6916.6
  • BIST
    12.922
  • BTC
    71727.839$

Kontrollü Ateş mi, Kaçınılmaz Yayılma mı? ABD-İran-İsrail Savaşına Dair Notlar

03 Mart 2026, Salı 14:35
Kontrollü Ateş mi, Kaçınılmaz Yayılma mı? ABD-İran-İsrail Savaşına Dair Notlar

Ortadoğu, alışıldık kriz başlıklarının ötesine geçen bir eşikten geçiyor. ABD, İran ve İsrail arasında yaşanan son askeri gelişmeler artık “gerilim” kelimesiyle açıklanamayacak bir noktada. Sahada fiili çatışma var; fakat bu çatışma, klasik savaş tanımlarına da tam olarak uymuyor.

Bugün tanık olduğumuz tablo, tarafların gücünü göstermek istediği ama bedelini büyütmekten kaçındığı bir kontrollü ateş hali. Hava saldırıları, füze atışları ve stratejik hedeflere yönelik operasyonlar, askeri kapasitenin sergilendiği bir mesajlaşma biçimi olarak öne çıkıyor. Kara unsurlarının devreye sokulmaması, savaşın bilinçli şekilde belli bir eşiğin altında tutulduğunu düşündürüyor. Ancak tarihin bize öğrettiği bir gerçek varsa, o da böylesi “kontrollü” çatışmaların her zaman kontrol altında kalmadığıdır.

Bu savaşın en kritik yönü, tarafların niyetlerinden çok hesap hatalarına açık olması. İran açısından mesele, yalnızca askeri bir karşılık değil; caydırıcılığın korunması ve iç kamuoyuna verilen mesajdır. İsrail için güvenlik algısı, tehditleri sınırlarının dışında bastırma refleksiyle şekilleniyor. ABD ise doğrudan taraf olmasına rağmen, savaşın maliyetini büyütmeden stratejik üstünlüğünü koruma arayışında.

Sorulması gereken temel soru şu: Bu denge ne kadar sürdürülebilir?
Cevap, sahadaki askeri gelişmelerden çok, ekonomik ve siyasi baskılarda gizli. Enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, ticaret yollarındaki riskler ve küresel ekonomide artan belirsizlik, bu savaşın yalnızca bölge ülkelerini değil, tüm dünyayı etkilediğini gösteriyor. Bu da uluslararası toplumun, sessiz kalmak yerine baskıyı artırmasına neden oluyor.

Önümüzde üç olası yol var. Birincisi, çatışmanın belirli bir süre daha bu düzeyde devam edip, ardından fiilen dondurulması. İkincisi, bölgesel aktörlerin devreye girmesiyle savaşın genişlemesi ve çok cepheli bir hale dönüşmesi. Üçüncüsü ise taraflardan birinin ciddi bir kayıp yaşamasıyla dengelerin tamamen bozulması. En riskli olan da bu son senaryo.

Burada altı çizilmesi gereken nokta, savaşın kazananının olmayacağı gerçeği. Taraflar askeri başarılar elde edebilir, ancak ekonomik yıpranma, siyasi yalnızlaşma ve toplumsal maliyetler uzun vadede herkes için kayıp anlamına gelir. Bu nedenle bugün yaşananlar, bir güç gösterisinden çok, zararı sınırlama mücadelesi olarak okunmalı.

Sonuç olarak, ABD-İran-İsrail hattında yaşananlar bize şunu söylüyor: Dünya yeni bir büyük savaşın eşiğinde değil belki, ama büyük bir belirsizliğin tam ortasında. Bu belirsizlik, tek bir yanlış kararın ya da yanlış yorumun, kontrollü ateşi bir anda kontrolsüz bir yangına çevirebileceği kadar kırılgan. Tarih, böyle dönemlerde sakinliğin değil, aklın ve sağduyunun belirleyici olduğunu defalarca gösterdi. Bugün de ihtiyaç duyulan tam olarak bu.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.