YOL KENARINDA BAŞLAYAN DERS
10 Ağustos 2026, Pazartesi 13:11Bazı dersler sınıfta başlamaz. Ne tahtası vardır o derslerin ne sırası ne de yoklaması… Bazen bir yol kenarında başparmağınızı kaldırdığınız anda başlar. Bazen tanımadığınız bir insanın aracına bindiğinizde bazen de hiç tanımadığınız birinin hayat hikâyesini dinlerken anlarsınız eğitimin aslında okul binasından çok daha büyük olduğunu.
Ben bunu otostopta öğrendim.
Yol kenarında beklerken gelen her araç durmadı. Kimi hızlandı kimi görmezden geldi kimi uzaktan bakıp geçti. Ama bazıları durdu. İşte eğitim de biraz böyle değil mi?
Her çocuğun kapısını aynı yöntemle çalamazsınız. Bir öğrenciniz anlattığınız ilk cümlede sizi anlar bir diğeri için aynı cümleyi defalarca kurmanız gerekir. Bir çocuk sorularla açılır bir başkası sessizlikle…
Otostopun bana öğrettiği en önemli şeylerden biri şuydu. İnsanları ilk bakışta tanıyamazsınız. Direksiyon başındaki bir insanın birkaç dakika içinde hayatının en zor dönemini anlattığına şahit olabilirsiniz. Geçim mücadelesinden çocuklarının eğitiminden hayallerinden kaybettiklerinden söz edebilir. Siz ise bir anda fark edersiniz. İnsanların yüzlerinde görünmeyen hikâyeler vardır.
Çocukların da…
Sınıfta konuşmayan bir öğrencinin evinde neler yaşadığını bilmiyorsunuzdur. Ödevini yapmayan öğrencinin tembel olduğunu düşünürken belki de bütün gece kardeşine bakmıştır. Ders sırasında dalıp giden çocuğun ilgisiz olduğunu sanırken belki zihninde bambaşka bir mücadele vardır.
Bu yüzden iyi öğretmen yalnızca anlatan öğretmen değildir. İyi öğretmen, fark eden öğretmendir.
Eğitim sistemimiz zaman zaman çocuklara aynı soruyu soruyor: “Kaç aldın?” Oysa belki de sormamız gereken soru şudur.“Bu puana gelene kadar neler yaşadın?”
Çünkü eğitim yalnızca sonuçtan ibaret değildir. Bir öğrencinin 90 alması kadar 40'tan 60'a çıkması da değerlidir. Derse hiç katılmayan bir çocuğun ilk kez parmak kaldırması da bir başarıdır. Kitap okumayan bir öğrencinin ilk kitabını bitirmesi de…
Otostopta bazen hedeflediğiniz yere giden aracı bulamazsınız. Başka bir araç gelir ve sizi yolun başka bir noktasına bırakır. Ama o yol da size bir şey öğretir.
Çocuklar da böyledir. Her çocuk aynı hızda ilerlemez. Her çocuğun yolu aynı değildir. Öğretmenin görevi bütün çocukları aynı hızda yürütmek değil her çocuğun kendi yolunda ilerleyebilmesine eşlik etmektir.
Otostopta yolculuk ettiğiniz kişiyle çoğu zaman kısa süreli bir ilişkiniz vardır. Belki yarım saat belki iki saat… Ama bazen o kısa yolculukta kurulan bir cümle yıllarca aklınızda kalır.
Öğretmenlikte de böyledir.
Bir öğrencinize söylediğiniz tek bir cümle onun hayatında yıllarca yaşayabilir.
Sen yapamazsın.
Ya da
Bir daha dene.
İki cümle… Ama iki farklı gelecek.
Bu yüzden öğretmenin ağzından çıkan kelimeler sıradan değildir. Çünkü çocuklar bazen öğretmenlerinin kendileri hakkında söylediklerine kendi söylediklerinden daha fazla inanırlar.
Bir öğretmen çocuğun geleceğine yalnızca ders anlatarak değil ona kendisi hakkında nasıl düşünmesi gerektiğini göstererek dokunur.
Otostop bana bir şey daha öğretti Güven....
Yol kenarında beklerken önünüzde bir tercih vardır. Gelen araca güvenecek misiniz?
Eğitimde de benzer bir durum vardır.
Bir çocuk öğretmenine güvenmeden kendini açmaz. Hata yapmaktan korkan çocuk soru sormaz. Yanlış cevap verdiğinde arkadaşlarının güleceğini düşünen çocuk el kaldırmaz. Kendini yetersiz hisseden çocuk denemekten vazgeçer.
Oysa öğrenmenligin ilk şartlarından biri çocuklara güvenli bir ortam saglamaktir. Çocuk, “Yanlış yapabilirim ama öğretmenim beni dinler ve beni yönlendirir diyebilmelidir.
Çünkü hata yapmanın suç olmadığı sınıflarda öğrenme daha cesur gerçekleşir.
Belki de eğitimin en büyük sorunlarından biri çocuklara yolu değil yalnızca hedefi göstermemizdir.
Sınav puan okul meslek üniversite kariyer…
Çocuklara sürekli hedefler koyuyoruz. Fakat bazen onlara yolculuğun kendisini unutturuyoruz.
Oysa insan yolda büyür. Yolda yanılır. Yolda tanışır. Yolda kaybolur. Yolda yeniden yönünü bulur.
Otostop bana bunu öğretti.
Bazen planladığınız araç gelmez. Bazen yanlış yöne gidersiniz. Bazen saatlerce beklersiniz. Ama yol devam eder.
Eğitim de devam eder.
Bir öğrencinin bugün başarısız olması hikâyenin sonu değildir. Belki sadece henüz doğru aracı bulamamıştır. Belki doğru öğretmeni belki doğru yöntemi belki de kendine inanacağı doğru cümleyi…
Sınıfa girdiğimde tahtaya yalnızca konu başlığını yazmıyorum. Karşımda her biri farklı bir yoldan gelen çocuklar olduğunu yazıyorum
Kiminin yolu uzun. Kiminin yolu taşlı. Kiminin yolu kalabalık. Kimininki ise henüz başlamış.
Benim görevim onların yerine yürümek değil.
Onlara yolu göstermek bazen yanlarında yürümek bazen geride kalıp beklemek bazen düştüklerinde kaldırmak ve bazen sadece şunu söylemek ;
Devam et. Daha yolun başındasın.
Çünkü eğitim çocuğu bir hedefe taşıma işi değildir. Eğitim çocuğa kendi yolunu bulabileceğine inanmayı öğretme işidir.
Belki de bu yüzden bazı öğretmenler öğrencilerinin hayatından geçip gider bazıları ise yıllar sonra bile hatırlanır.
Çünkü bazı öğretmenler ders anlatır.
Bazıları ise yol gösterir.
Ben otostop yaparken şunu öğrendim
Hayatta sizi hedefinize götüren insanlar kadar yolda size eşlik eden insanlar da önemlidir.
Ve öğretmen belki de bir çocuğun hayatındaki en önemli yol arkadaşlarından biridir.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.