Siyaset İp, Halk Kukla… Peki Adalet Nerede?
14 Eylül 2026, Pazartesi 13:11Efendiler!
Meclis; halkın kararlarının, iradesinin ve temsilinin kabul edildiği, millet adına görev yapılan yerdir. Orada oturanlar emekli memur, işçi ya da sıradan bir vatandaşın sahip olmadığı imkânlarla yaşayan ayrıcalıklı kişiler değil; milletin iradesiyle o koltuklara oturmuş temsilcilerdir.
Peki bugün halka, emekliye, memura, işçiye reva görülen yaşam nedir?
Halkın refahı, geçimi ve geleceği için yetki veren milletin getirildiği noktaya bir bakın!
Kaşıkla verip kepçeyle aldınız. Hep birlikte yemeye doymadınız. Sıra halka, emekliye, memura ve işçiye gelince ise nedense kaynaklar tükeniverdi!
İnsanlara adeta “idare edin” deniliyor. Kira almış başını gitmiş, faturalar ateş pahası, mutfak masrafı her geçen gün artmış… İnsanlar ay sonunu nasıl getireceğini düşünürken, siz hâlâ halkın gerçek yaşam koşullarını görmezden geliyor ya da görmemeyi tercih ediyorsunuz.
Peki halkın derdini gerçekten biliyor musunuz?
Bir emeklinin ay sonunu nasıl getirdiğini, bir asgari ücretlinin kira ve faturaları nasıl ödediğini, bir annenin çocuğunun okul masrafını nasıl karşılamaya çalıştığını biliyor musunuz?
Bence asıl soru budur.
Meclis Lokantası ile Halkın Sofrası Arasında
Bir de Meclis lokantaları meselesi var ki bunu es geçmek mümkün değil.
Halkın çocuğu 130 liralık kaşarlı tost ve ayranla karnını doyurmaya çalışırken, milletvekillerinin yararlandığı Meclis lokantalarındaki fiyatlar ve sunulan imkânlar konusunda toplumda ciddi bir adalet sorgulaması oluşuyor.
Şimdi soruyorum:
Adalet nerede?
Milletin sırtından geçinmek için seçilmediniz. Milletin vergileriyle ayakta duran bir devletin kurumlarında, milletin temsilcileri olarak görev yapmak için seçildiniz.
Ama vatandaşın çocuğuna gelince imkân yok; kendi çocuklarınıza gelince akan sular duruyor.
Halkın çocuğu sizin için neden daha az değerli?
Emeklinin çocuğu, işçinin çocuğu, memurun çocuğu neden ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmek zorunda?
Sandık Gelince Halk Yeniden Hatırlanacak mı?
Şimdi gerçekten merak ediyorum:
Seçim zamanı geldiğinde hangi yüzle halkın karşısına çıkacaksınız?
Yıllardır geçim sıkıntısı yaşayan, borçla hayatını sürdürmeye çalışan, emekli maaşıyla ayakta kalmaya çalışan insanların karşısına çıkıp yeniden oy isteyecek misiniz?
Elbette isteyeceksiniz.
Peki halk da size şunu sormayacak mı?
“Bunca yıl benim için ne yaptınız?”
Ama benim merak ettiğim bir başka konu daha var:
Size oy verenler de hiç kendilerini sorgulamayacak mı?
Çünkü ortaya çıkan tablo ortada. Bir tarafta ekonomik sıkıntılarla boğuşan milyonlar, diğer tarafta halktan kopuk bir siyasi düzen algısı…
Kimi suçlayacağız?
Siyasetçiyi mi?
Seçmeni mi?
Sistemi mi?
Belki de hepimizi.
Çünkü herkes kendince haklı bir gerekçe buluyor. Fakat sonuç değişmiyor: Halkın alım gücü düşüyor, geçim derdi büyüyor, adalet duygusu zedeleniyor.
Siyaset İp, Halk Kukla mı?
Bazen ülkenin siyasetine bakıyorum ve aklıma tek bir cümle geliyor:
Siyaset ip, halk kukla!
Sağa çekiliyor, sola çevriliyor, ortada oynatılıyor; adeta zil taktırılıyor.
Ama bütün bu savrulmalara rağmen halkın bir kısmı hâlâ:
“Yarabbim şükür.”
diyor.
Belki de en acı tarafı tam olarak budur.
İnsanlar sahip oldukları hakları istemek yerine, sahip olamadıklarına şükretmeye alıştırılıyor.
Oysa vatandaşın hakkı lütuf değildir.
Emeklinin insanca yaşaması lütuf değildir.
İşçinin hakkını alması lütuf değildir.
Memurun geçinebilecek bir ücret alması lütuf değildir.
Çocuğun nitelikli eğitim alması lütuf değildir.
Vatandaşın adalet istemesi hiç değildir.
Bunlar anayasal ve insani haklardır.
Siyasetçinin görevi halkı kendisine muhtaç etmek değil, halkın kendi ayakları üzerinde onurlu bir şekilde yaşayabileceği düzeni kurmaktır.
Gülper Yılmaz
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.