ORMAN YANGINLARI ARTIK ULUSAL BİR MESELEDİR
10 Eylül 2026, Perşembe 22:22Yaz ayları geldiğinde artık içimizde farklı bir korku oluşuyor.
Gökyüzünden yükselen dumanları gördüğümüzde hepimizin aklına aynı soru geliyor:
“Bu kez hangi ormanımız yanıyor?”
Her yıl aynı manzaralarla karşılaşıyoruz. Alevlere teslim olan ormanlar, çaresizce yangını izleyen vatandaşlar, gece gündüz mücadele eden ekipler ve ardından geride kalan simsiyah bir doğa...
Bir ağacın yetişmesi yıllar, hatta onlarca yıl sürüyor. Ancak bir ormanın kül olması bazen yalnızca birkaç saat alıyor.
İşte bu nedenle artık orman yangınlarına yalnızca bir doğa olayı veya belli bir bölgenin sorunu olarak bakamayız.
Orman yangınları artık ulusal bir meseledir.
Çünkü ormanlarımız yalnızca ağaçlardan oluşmuyor. Orman; su demektir, oksijen demektir, canlı yaşamı demektir, tarım demektir, iklim demektir. Ormanda yaşayan canlıların yuvasıdır. Çocuklarımıza bırakacağımız geleceğin bir parçasıdır.
Bir orman yandığında yalnızca bugünü kaybetmiyoruz; geleceğimizden de bir parça kaybediyoruz.
Peki neden hâlâ aynı sorunları yaşıyoruz?
Yangın çıktıktan sonra müdahale etmek elbette hayati önem taşıyor. Orman teşkilatımız, itfaiyecilerimiz, jandarmamız, belediye ekiplerimiz ve gönüllülerimiz büyük bir fedakârlıkla mücadele ediyor.
Onlara minnettarız.
Fakat artık yalnızca yangın çıktıktan sonraki mücadeleyi değil, yangından önce yapılması gerekenleri konuşmamız gerekiyor.
Yangın riski yüksek bölgelerde denetimler artırılmalı, erken uyarı ve gözetleme sistemleri daha da güçlendirilmeli, yangın yolları sürekli hazır tutulmalı, su kaynakları ve müdahale noktaları önceden planlanmalıdır.
Ayrıca yerel yönetimler ile merkezi kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon kurulmalıdır.
Çünkü yangın başladığında “Bu benim görev alanım değil” anlayışına yer olmamalıdır.
Orman söz konusu olduğunda kurumların tamamı aynı masada olmalı, aynı hedefe odaklanmalıdır:
Bir tek ağacı daha kurtarmak.
Vatandaşın da sorumluluğu var
Ancak bütün sorumluluğu devlete veya belediyelere yüklemek de doğru değildir.
Piknik alanında söndürülmeden bırakılan ateş, ormana atılan cam şişe, yere atılan sigara izmariti, kontrolsüz yakılan anız ve yapılan en küçük dikkatsizlik büyük bir felakete dönüşebilir.
Bu nedenle toplum olarak da bilinçlenmek zorundayız.
Ormana girerken nasıl davranacağımızı, yangın gördüğümüzde kimi arayacağımızı, hangi davranışların büyük risk oluşturduğunu çocuklarımıza öğretmeliyiz.
Çünkü ormanı korumak sadece kurumların değil, toplumun ortak görevidir.
Yanan ormanın yerine sadece fidan dikmek yeterli mi?
Yangından sonra “Binlerce fidan dikeceğiz” demek elbette değerlidir.
Ama mesele yalnızca fidan dikmek değildir.
Yanan bir ormanın ekosisteminin yeniden oluşması yıllar alır. Toprağın, bitki örtüsünün ve orada yaşayan canlıların yeniden hayat bulması zaman ister.
Bu nedenle asıl hedefimiz yangından sonra yeniden ağaçlandırmak değil, yangın çıkmasını mümkün olduğunca engellemek olmalıdır.
Artık yangınlara müdahale kapasitemiz kadar yangını önleme kapasitemizi de konuşmalıyız.
Bu mesele siyaset üstüdür
Orman yangınları üzerinden birbirimizi suçlamak yerine çözüm üretmeliyiz.
Bugün hangi parti iktidarda olursa olsun, hangi belediye hangi siyasi görüş tarafından yönetilirse yönetilsin fark etmez.
Çünkü ormanların siyasi görüşü yoktur.
Yanan ağacın partisi yoktur.
Kül olan ormanın ideolojisi yoktur.
Kaybolan canlının siyasi kimliği yoktur.
Bu nedenle orman yangınları konusunda siyaset üstü, uzun vadeli ve ulusal bir mücadele politikası oluşturulmalıdır.
Bugün alınmayan bir önlemin bedelini yarın çocuklarımız ödeyebilir.
Artık her yangından sonra aynı cümleleri kurmak istemiyoruz.
“Keşke daha erken müdahale edilseydi.”
“Keşke gerekli tedbir alınsaydı.”
“Keşke o bölge denetlenseydi.”
Bunların yerine artık şunu söylemeliyiz:
“Gerekli önlemleri zamanında aldık.”
Çünkü mesele sadece bugünün yangınını söndürmek değildir.
Mesele, yarının yangınını önlemektir.
Ve unutmayalım:
Bir orman kolay yetişmiyor.
Bir orman yalnızca ağaçlardan oluşmuyor.
Bir orman; nefesimiz, suyumuz, toprağımız, canlılarımız ve geleceğimizdir.
Bu nedenle artık açıkça söylüyorum:
Orman yangınları yerel bir sorun değildir.
Orman yangınları artık ulusal bir meseledir.
Ve bu mesele için hep birlikte, daha ciddi, daha kararlı ve daha hazırlıklı olmak zorundayız.
Çünkü kaybedecek tek bir ağacımız bile yok.
Erkan Sezgin
Gazeteci Köşeyazarı
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.