Güç Kimin İçin?
04 Ağustos 2026, Salı 19:10Türk milleti artık şunu açıkça sorguluyor: Siyaset gerçekten millet için mi yapılıyor, yoksa iktidar ve güç hesapları için mi?
Son dönemde yaşanan gelişmeler, muhalefetin de iktidarın da attığı adımların samimiyetini tartışmaya açmıştır. Dün sert söylemler kullananların bugün farklı bir dil benimsemesi, ilkelerin mi yoksa siyasi hesapların mı belirleyici olduğu sorusunu beraberinde getiriyor.
Bir siyasetçi, millet adına konuştuğunu söylüyorsa önce milletin güvenini korumak zorundadır. Güven kaybedildiği anda geriye yalnızca koltuk hesapları kalır. Siyaset, ilkesiz pazarlıkların değil; omurgalı duruşun adıdır.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen iddialar ve siyasi baskı tartışmaları da bu güven bunalımını derinleştiriyor. Eğer bir siyasetçi kararlarını özgür iradesiyle değil, üzerinde oluşturulduğu öne sürülen baskılar nedeniyle veriyorsa, bunun adı demokrasi değil, siyasi vesayet tartışmasıdır. Bu tür iddiaların doğru olup olmadığını ortaya koyacak olan elbette bağımsız yargıdır. Ancak toplumda böyle bir kuşkunun oluşması bile başlı başına ciddi bir sorundur.
Türkiye'nin geleceği; günü kurtaran siyasi manevralarla değil, ilkelere bağlı siyasetle inşa edilir. Milletin beklentisi, birbirine benzemeye başlayan siyasi aktörler değil; sözünün arkasında duran, hesap verebilen ve milletin iradesini her şeyin üstünde tutan bir anlayıştır.
Hiç kimse unutmamalıdır ki bu ülkenin gerçek sahibi ne siyasi partilerdir ne de geçici makam sahipleri. Bu ülkenin gerçek sahibi, ay yıldızlı bayrağın altında yaşayan aziz Türk milletidir.
Siyasetçiler gelir, siyasetçiler gider. Makamlar değişir, koltuklar el değiştirir. Ama Türkiye Cumhuriyeti kalır. Tarih de milletin güvenini koruyanları yazar; günü kurtarmak için ilkesinden vazgeçenleri değil.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.