ABD'DEN GELEN HER "ÖPÜCÜK", YARININ HESABINI TAŞIR MI?
14 Haziran 2026, Pazar 16:32"Devletlerin dostlukları değil, çıkarları vardır. Tarih de bize gösteriyor ki büyük güçlerin attığı her adımın arkasında, görünenin ötesinde bazı stratejik hesaplar olabilir. Son günlerde konuşulan olası SWAP anlaşması ve ABD'nin bölgeye yönelik yeni diplomatik mesajları da bu gözle değerlendirilmeli."
Malum, 2 Haziran 2026 tarihli bazı açık kaynaklarda, Bloomberg'e dayandırılan haberlerde, seçimlerden önce ABD'nin Türkiye'ye 20 milyar dolarlık bir SWAP hattı açabileceği, hatta bu rakamın 50 milyar dolara kadar çıkabileceği iddia edildi.
Bugünün dünyasında küresel güç mücadelesinin en önemli aktörlerinden biri olan ABD'nin, Türkiye'ye böyle bir finansal destek sağlaması durumunda bunun karşılığında siyasi ya da stratejik bazı beklentiler içinde olabileceği ihtimali de göz ardı edilmemeli.
Aynı dönemde ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, Irak, Suriye ve Türkiye'yi "tek bir stratejik eksen" içinde değerlendiren açıklamaları da dikkat çekti. Bu sözler, bazı kesimler tarafından ABD'nin bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirme isteğinin bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Elbette SWAP mekanizması teknik olarak bir finans aracıdır. Ancak devletler arasındaki ilişkilerde ekonomik adımların zaman zaman siyasi ve jeopolitik sonuçlar doğurduğunu da biliyoruz. Tarihte bunun pek çok örneği var.
Türkiye ile ABD ilişkileri de zaten inişli çıkışlı bir geçmişe sahip. Johnson Mektubu'ndan silah ambargosuna, Muavenet muhribi olayından çuval hadisesine, F-35 programından CAATSA yaptırımlarına kadar birçok gelişme, iki ülke arasında zaman zaman ciddi güven sorunları oluşturdu.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye'nin Batı ittifakı içinde yer alması ve NATO çatısı altında bulunması önemli güvenlik avantajları sağladı. Ancak aynı dönemde hazırlanan ve Türk ekonomi politikalarını etkileyen bazı yabancı uzman raporlarının uzun vadeli etkileri bugün bile tartışılıyor.
Devletler geçmişte yaşananlardan ders çıkararak geleceğe yön verir. Bu yüzden ekonomik açıdan rahatlatıcı görünen her teklifin sadece maddi yönüyle değil, olası siyasi ve stratejik sonuçlarıyla da değerlendirilmesi gerekir.
Sonuçta uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklardan çok kalıcı çıkarlar vardır. Türkiye'nin de kendi milli menfaatlerini ön planda tutarak, kısa vadeli kazançlarla uzun vadeli dengeler arasında iyi bir hesap yapması önemlidir.
Gülper Yılmaz
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.