© Demiroğlu Haber

Rıfat Mertoğlu, “Dengbêjin Dönüşü” ile Siverek’te Okurlarıyla Söyleşi ve İmza Gününde Buluşuyor

Yazar Rıfat Mertoğlu, 14 Haziran Pazar günü saat 18.30'da Siverek Ofis Park'ta düzenlenecek söyleşi ve imza gününde okurlarıyla bir araya gelerek eserleri ve edebiyat yolculuğu hakkında görüşlerini paylaşacak.

Kürt sözlü edebiyatının önemli unsurlarından biri olan dengbêjlik geleneğini konu alan “Dengbêjin Dönüşü” adlı romanıyla dikkat çeken yazar Rıfat Mertoğlu, 14 Haziran'da Siverek'te düzenlenecek söyleşi ve imza gününde okurlarıyla bir araya gelecek. Abdullah Aren Çelik'in de katılacağı etkinlik, saat 18.30'da Siverek Ofis Park'ta gerçekleştirilecek.

Son dönemde edebiyat çevrelerinde ilgiyle karşılanan “Dengbêjin Dönüşü”, yalnızca bir roman olmanın ötesinde Mezopotamya'nın kültürel hafızasına, dengbêjlik geleneğine ve bölgenin yakın tarihine ışık tutan bir eser olarak değerlendiriliyor. Roman hakkında son olarak yazar ve şair Bilsen Başaran tarafından kaleme alınan kapsamlı inceleme yazısı, Berfin Bahar Dergisi'nin Haziran 2026 sayısında yayımlandı.

“Mezopotamya'nın Kadim Kültürüne Ayna Tutuyor”

Bilsen Başaran, değerlendirme yazısında öncelikle dengbêjlik geleneğinin tarihsel ve kültürel önemine dikkat çekerek, dengbêjlerin Kürt coğrafyasında aşkları, savaşları, göçleri, ağıtları, destanları ve toplumsal hafızayı nesilden nesile aktaran sözlü tarih anlatıcıları olduğunu vurguladı.

Başaran, Rıfat Mertoğlu'nun yeni romanında bu köklü geleneği merkeze aldığını belirterek, yazarın yaşadığı coğrafyanın kültürel değerlerini edebiyat aracılığıyla görünür kılmayı başardığını ifade etti. Romanın akıcı dili, merak duygusunu canlı tutan olay örgüsü ve sürükleyici anlatımı sayesinde kısa sürede ilgiyle okunabildiğini kaydeden Başaran, eserin her bölümünde okuru yeni bir olay ve yeni bir hikâyeyle buluşturduğunu dile getirdi.

“Rıfat Mertoğlu'nun Anlatıları Gerçeklerle Örülü”

Değerlendirmesinde Rıfat Mertoğlu'nun daha önce yayımlanan eserlerine de değinen Başaran, yazarın uzun yıllardır aynı coğrafyanın sevinçlerini, acılarını, sürgünlerini, savaşlarını ve toplumsal kırılmalarını anlattığını belirtti. Mertoğlu'nun eserlerinde Mezopotamya halklarının yaşadığı gerçek olayların edebi bir dille işlendiğini ifade eden Başaran, yazarın anlatılarının tarihsel ve toplumsal gerçekliklerden beslendiğini vurguladı.

Başaran'a göre Mertoğlu'nun romanları yalnızca bireysel hikâyeler anlatmıyor; aynı zamanda toplumsal hafızayı diri tutan, geçmişin unutulmasını engelleyen ve yaşanmışlıklara tanıklık eden eserler niteliği taşıyor.

Bir Dengbêjin Hayatından Yola Çıkarak Bir Asrı Anlatıyor

İnceleme yazısında romanın merkezindeki karakter olan Seyadê Şame'nin yaşam öyküsüne de geniş yer veren Başaran, eserin yalnızca bir dengbêjin hayatını anlatmadığını, aynı zamanda bir dönemin toplumsal ve siyasal panoramasını ortaya koyduğunu ifade etti.

Romanın sayfalarında 1915 Ermeni tehciri, Osmanlı Devleti'nin son yılları, Rus işgalleri, Doğu Anadolu'daki isyanlar, sürgünler, zorunlu göçler, yoksulluk, salgın hastalıklar ve bölgenin sosyal yapısının ele alındığını belirten Başaran, tüm bu olayların Seyadê Şame'nin yaşam serüveni üzerinden aktarıldığını kaydetti.

Başaran, romanın kahramanı Seyad'ın çocukluğundan itibaren savaşların, isyanların ve sürgünlerin gölgesinde büyüdüğünü; özgürlüğüne düşkün yapısının onu yıllar sürecek acı dolu yolculuklara sürüklediğini ifade etti.

Gulag Kamplarından Vatan Hasretine Uzanan Bir Hikâye

Yazıda özellikle Seyadê Şame'nin İran'a geçiş sürecinin ardından yaşadığı olaylara dikkat çekildi. Türk casusu suçlamasıyla Sovyetler Birliği'nde tutuklanan ve yıllarını Gulag çalışma kamplarında geçirmek zorunda kalan karakterin hikâyesinin romanın en çarpıcı bölümlerinden biri olduğu vurgulandı.

Başaran, ağır çalışma koşulları, açlık, dondurucu soğuklar ve insanlık dışı uygulamalar altında geçen yılların Seyad'ın kişiliğinde derin izler bıraktığını belirtirken, romanın aynı zamanda insanın umutla hayata tutunma mücadelesini de güçlü şekilde işlediğini ifade etti.

Seyad'ın yıllar süren esaretin ardından özgürlüğüne kavuşmasına rağmen vatanından, ailesinden ve genç yaşta geride bırakmak zorunda kaldığı eşi Zülfinaz'dan ayrı kalmasının eserin duygusal yönünü güçlendirdiğini belirten Başaran, romanın temel izleklerinden birinin de hasret olduğunu dile getirdi.

Doğa Tasvirleri ve Kültürel Zenginlik Dikkat Çekiyor

Bilsen Başaran değerlendirmesinde romanın yalnızca tarihi olayları anlatmakla kalmadığını, aynı zamanda Doğu Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının doğal güzelliklerini de etkileyici tasvirlerle okura sunduğunu ifade etti.

Ağrı Dağı'nın destansı anlatımı, Erçek Gölü çevresindeki doğal yaşam, bölgenin bitki örtüsü ve kuş türlerinin romanda ayrıntılı biçimde işlendiğini belirten Başaran, bu yönüyle eserin adeta kültürel ve doğal bir envanter niteliği taşıdığını kaydetti.

Romanın aynı zamanda dengbêjlik geleneğinin önemli isimleri olan Ahmedê Hanî, Fekiyê Teyran ve Evdalê Zeynikê gibi tarihi şahsiyetlere yapılan göndermelerle kültürel hafızaya katkı sunduğunu belirten Başaran, eserin yakın tarihin toplumsal olaylarını da edebi bir bakış açısıyla ele aldığını ifade etti.

“Bu Roman Okunmalı”

Berfin Bahar Dergisi'nde yayımlanan yazısının sonunda Rıfat Mertoğlu'nnu tebrik eden Bilsen Başaran, “Dengbêjin Dönüşü”nün yakın tarih, kültür, insan hikâyeleri ve toplumsal hafıza açısından önemli bir eser olduğunu belirterek roman için “Bu roman okunmalı, okunmalı, okunmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan romanıyla ilgili değerlendirmelerin yayımlanmaya devam ettiğini belirten yazar Rıfat Mertoğlu, Berfin Bahar Dergisi'nde yer alan inceleme yazısı için Bilsen Başaran'a teşekkür etti. Haber: İsa Demiroğlu

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER